pazar günü (2 şubat 2025) Antik kent için gittik aynı gün Özbey köyünde deve güreşleri varmış. Trafik çok yoğundu.İzmirde oturup m.polisi görmemiş olduğuma üzüldüm. İzmir konak ilçesinde olan Agorayı bilmeyen görmeyenlere de şaşırırım Torbalı Kaymakamlığı bilgileri; Torbalı’nın ilk çağ tarihinin çok eskiye dayandığı bilinmektedir. Bugünkü Torbalı Küçükmenderes havzasında verimli topraklar üzerinde kurulmuş olup; Ephessos (Selçuk), Smyrna (İzmir), Kolophon (Değirmendere), Nation (Ahmetbeyli) ve Nif (Kemalpaşa) antik kentleri arasında kalan bölgede M.Ö. 3 bin yıllarında ilk yerleşim gerçekleşmiştir. Yöredeki en erken yerleşim Metropolis antik kentinde ortaya çıkmıştır. Metropolis kentiyle birlikte M.Ö. 2 bin 500 yılında Hititler zamanında yörenin geliştiği, M.Ö. 7’inci yüzyılda Lydia zamanında da en parlak çağını yaşadığı anlaşılmıştır. Sırasıyla Neolitik, Kalkolotik,Tunç Çağları ile Frigya, Lydia, Pers, Roma ve Bizans dönemlerini, 1071-1317 tarihlerinde Selçuklular ve Aydınoğulları, daha sonraları Osmanlı dönemini yaşamıştır. Torbalı’nın adını Metropolis’in diğer adı olan Triyanna veya Tripolis’ten aldığı sanılmaktadır. Metropolis “Ana Tanrıça’nın Kenti” anlamına gelir.
Metropolis’in önemi İzmir ve Efes arasındaki ana yol üzerindeki stratejik bir tepe ve eteklerinde kurulmuş olmasında yatmaktadır. Her türlü ticari malın rahatça ulaştırılabildiği bu küçük fakat önemli kent, çevresindeki verimli ovalardan sağlanan gelirlerle gelişmiş, özellikle şarap üreticiliğiyle ünlenmiştir. Metropolis’in bir başka önemi ise Priene dışında nadiren görülen Helenistik Dönem anıtlarına sahip olmasıdır. Metropolis kent tepesi hala Yeniköy ve Özbey köyleri arasında üzeri zeytin ve çam ağaçlarıyla örtülü Kocadiz Dağı’nın eteklerinde bulunmaktadır.
Tiyatro: Metropolis’te tiyatro, Helenistik Dönemde yaygın uygulamaya paralel olarak, kentin güneye bakan, şist ana kayadan oluşan yamacının üzerine inşa edilmiştir. Oturma sıraları ana kayaya oyulan tabanın üstündeki blokaja oturtulmuştur. Oturma bölümü, diazoma ile ikiye ayrılır. Alt bölümde merdivenlerin ayırdığı 7 kerkis (kama planlı bölüm), üst kısımda ise 14 kerkis bulunmaktadır. Toplam oturma kapasitesi 3 bin 600 kişidir.
Akropolis: Akropol, kent tarihinin araştırıldığı bir laboratuar olma özelliğini taşımaktadır. Burada yapılan sondajlar, insanların M.Ö. 3 bin yıllarından itibaren burada yaşamaya başladıklarını ortaya çıkarmıştır. Kentin en kolay savunulacak tepesine kurulan yukarı kentin (Akropol) surları, Helenistik Döneme tarihlenir. Surlar iki kapı tarafından kesilmekte, doğudaki ana giriş kapısı kent merkezine, batıdaki kapı ise genellikle kaya mezarlarının bulunduğu mezarlık (Nekropol) alanına yönlenir. Mozaikli Salon : Tiyatronun doğu kenarına bitişik inşa edilen Roma dönemine ait geniş mekânın duvarlarında geometrik şekilli freskler, taban döşemesinde ise renkli taşlarla yapılmış iki panel mozaik ortaya çıkarılmıştır. Ana mozaiğin merkezinde tiyatro ve eğlence tanrısı Dionysos, karısı Ariadne ve konuyla ilgili mitolojik karakterler (Menad vb.) yer alır. Yan panelde ise komedya ve tragedya masklarının yanı sıra balık ve kuş figürleri olduğu için bu mekanın tiyatro yapısıyla ilgili bir resepsiyon salonu olduğu kabul edilir.
Bouleuterion (Meclis Binası): bouleuterionlarda, kentle ilgili kararlar alınırdı. M.Ö. 2. yüzyılın ortalarında yapılan Metropolis Bouleuterionu, 16,90 x 17,70 metre boyutlarıyla kareye yakın bir forma sahiptir. 400 kişi kapasiteli toplantı salonu, ışınsal merdivenlerle iki bölüme (kerkides) ayrılmıştır. Dairesel formlu oturma sıraları, antik tiyatrolarda olduğu gibi at nalı formunda tasarlanmıştır.
Stoa: Yağmur ve güneşten korunmak amacıyla yapılan stoalar, dini törenlerde, siyasi ve felsefi toplantılarda, ticari ve kültürel etkinliklerde kullanılıyordu. M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Metropolis stoasının uzunluğu 67, genişliği 10 metre (200x30 ayak) ölçülerindedir. Yapının çatısı, Dor düzenindeki iki sütun sırası sayesinde taşınmaktadır. YukarıHamam-Gymnasium: Roma hamamları, yıkanma işlevinin yanında günümüzdeki spor merkezleri gibi etkileşim...
Read moreWe just visited Metropolis while we were going to Bodrum rather on an unplanned stop on our way…
It does not gave an entrance fee, the site is big and the walk paths and stairs are in greatly built…
The excavations are still ongoing but they do not affect the visits therefore if you are passing by or etc it’s definitely worth a quick stop…
Our experience and visit in the ancient city of Metropolis was truly magical…
I saw that while this lovel city is overshadowed by places like Ephesus, the tranquility, simplicity, and unspoiled historical fabric of Metropolis make it truly special…
As you walk among the olive trees the Metropolis greets you right at the entrance and ascend to the ancient theater, you'll witness how nature and history intertwine…
If you're looking for an ancient city far from the crowds, where you can truly explore with immersion, Metropolis should definitely be on your itinerary…
I hope its beauty is preserved for years to come, and more people have the opportunity to experience this...
Read moreMetropolis Antik Kenti, İzmir'in Torbalı ilçesinde bulunuyor. MÖ 3. yüzyılda kurulmuş ve antik dönemde önemli bir yerleşim yeri olmuş. Özellikle tiyatrosu ve hamamlarıyla ünlü. Kazılarda ortaya çıkan eserler, kentin zengin tarihini gözler önüne seriyor.
Metropolis Antik Kenti'nin kuruluşu MÖ 3. yüzyıla kadar uzanıyor. Kentin, Helenistik dönemde kurulduğu ve adını "Ana Tanrıça'nın kenti" anlamına gelen "Metropolis"ten aldığı biliniyor.
Metropolis Antik Kenti, antik çağda hem yerleşim yeri hem de dini merkez olarak kullanılıyordu. Kentin adının "Ana Tanrıça'nın kenti" anlamına gelmesi de buranın dini önemini gösteriyor. Ayrıca, ticaret yollarının kesişim noktasında bulunması nedeniyle önemli bir ticaret merkeziydi. Yani, Metropolis, antik çağda canlı ve önemli bir şehirdi.
Roma döneminde Metropolis Antik Kenti, bölgenin önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline geldi. Bu dönemde kentte birçok yeni yapı inşa edildi ve var olan yapılar onarıldı. Özellikle tiyatrosu ve hamamları Roma döneminde daha da gelişti. Yani, Metropolis, Roma döneminde de canlı ve gelişen bir şehir oldu.
Metropolis Antik Kenti, Bizans döneminde de önemini korudu. Hristiyanlık için önemli bir merkez haline geldi ve bu dönemde piskoposluk merkezi olarak kullanıldı. Yani, Metropolis, Bizans döneminde de dini ve idari açıdan önemli bir şehir olmaya devam etti.
Metropolis Antik Kenti'nin ilk yöneticisi hakkında kesin bir bilgi yok. Ancak, kentin MÖ 3. yüzyılda kurulduğu ve Helenistik dönemde önemli bir yerleşim yeri olduğu biliniyor. Bu dönemde kent, büyük olasılıkla bir vali veya meclis tarafından yönetiliyordu.
Metropolis Antik Kenti, Osmanlı döneminde önemini kaybetmiş ve küçük bir yerleşim yeri haline gelmiş. Bu dönemde kentte yaşayan nüfus azalmış ve antik yapıların birçoğu terk edilmiş. Yani, Metropolis, Osmanlı döneminde eski ihtişamından uzak, sakin bir...
Read more