
Mount Ararat, known as "Ağrı Dağı" in Turkish, is the highest peak in Turkey and a significant national and symbolic landmark. It consists of two major volcanic cones: Greater Ararat and Lesser Ararat. Greater Ararat is the tallest, reaching an elevation of approximately 5,137 meters (16,854 feet), making it the highest point in Turkey.
Historical and Cultural Significance
Historical Importance: Mount Ararat holds a special place in the historical and cultural landscape of the region. It is believed to be the resting place of Noah's Ark as mentioned in the Bible, the Quran, and other religious texts, which makes it a site of pilgrimage and spiritual significance for many.
Myths and Legends: The most famous legend associated with Mount Ararat is that of Noah's Ark. According to the biblical narrative, Noah's Ark came to rest on the "mountains of Ararat" after the great flood. Although numerous expeditions have been conducted over the years to find the remains of the ark, none have produced conclusive evidence. This story has imbued the mountain with a mythical status and continues to attract explorers and the faithful.
Geographical and Environmental Aspects
Geology: Mount Ararat is a dormant compound volcano. Seismic activities in the region point to its volcanic nature, though it has not erupted in recorded history.
Climate and Ecosystem: The mountain's vast size influences the local climate. Its higher altitudes are covered with snow year-round, supporting a unique alpine ecosystem. Lower elevations feature a variety of flora and fauna adapted to the harsh climatic conditions.
Conservation and Maintenance
National Park: Mount Ararat is part of a national park, which helps in conserving its natural environment and biodiversity. The park's status also helps manage the impact of human activities, including climbing and tourism, which are significant given the mountain's popularity.
Climbing and Access Regulations: Climbing Mount Ararat requires a permit, and climbers must be accompanied by a licensed guide. These regulations help ensure the safety of the climbers and the preservation of the natural environment. The Turkish government actively manages these activities through various governmental bodies, emphasizing sustainable tourism and conservation efforts.
Cultural and Environmental Preservation: Efforts are ongoing to balance the cultural significance and the ecological importance of Mount Ararat. This involves regulating tourism to prevent ecological damage and ensuring that local and religious traditions are respected.
Overall, Mount Ararat is not just a mountain; it is a symbol of national pride, a beacon for explorers, and a sacred site that captures the imagination of people around the world. Its preservation is a priority for Turkey, both as a natural wonder and a cultural...
Read moreTO ALL THE MOUTAIN LOVERS : I must alert you on some aspects of this expedition. I don't have much to reproach to the company with which we left, but I must speak out about the polluting industry represented by this ascent of Mount Ararat. Indeed, we were shocked by the way nature is not respected. In places, the landscape looks like a landfill. Meals are served on single-use polystyrene plates, with plastic cutlery and bottles. In all, several dozen kilos of waste (per group!) are thrown into the wild, just a few meters from the camps, then burned, every day. The organizing teams never question the way things work. Also, the animals that carry the tourists' belongings between camps are overloaded, some of them very frightened, and we've noticed that many of them have been mutilated. As a reminder, everything we are describing is not aimed at one company in particular, but at the general operation of all the services.
The solution would not be to stop the excursions, as this climb is magnificent and well worth experiencing, but it is absolutely necessary for the various companies to behave more responsibly during the stay.
In conclusion, if you love the mountains and nature, I wouldn't recommend this expedition, which is destroying them for the sake of a tourist business. I'll leave some heartbreaking photos as a testimony. To make the mountains accessible to customers who are unaware of the cost of their destruction and who have no environmental conscience is...
Read moreAğrı Dağı
Ağrı Dağı,Ararat (Selçuklular döneminde; Eğri Dağ, resmi adıyla Büyük Ağrı Dağı), Türkiye'nin en yüksek dağıdır. Zirvesi 4 mevsim boyunca erimeyen kar ve takke buzulu ile kaplı volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı, Türkiye'nin doğu ucunda, Ağrı ilinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Dağ, İran'ın 16 km batısında ve Ermenistan'ın 32 km güneyindedir.
Ağrı Dağı Nuh'un Gemisi'nin bulunduğu sanılan dağAğrı Dağı, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesinde 5137 metre yüksekliğinde volkanik tipdeki dağ. Iğdır İli'nin güneyinde, Doğubayazıt'ın 15km. kadar kuzeydoğusundadır. Iğdır ovasından 4000 m.yi geçen bir kot farkıyla yükselen Ağrı Dağı, Türkiye ve Avrupa kıtasının en yükseği ve dünyanın da ikinci en büyük volkanik dağı unvanına sahiptir. Düşük nem miktarına sahip ve açık havalarda Ermenistan, Nahçıvan, Azerbeycan ve İran toprakları ile Van, Kars, Bitlis yörelerinden görülebilen bir büyüklüktedir. Ağrı veya Eğri Dağ olarak isimlendirilen bu volkan, yabancı kaynaklarda ise Ararat olarak geçer. Urartulardan beri farklı isimler ile adlandırılan Ağrı Dağı'na, Ermeniler Masis, İran coğrafyacılarının da kullandığı gibi Farsça olarak Kuh-i Nuh, Arap dağcılar ise Cebel-el Haris, Küçük Ağrı'ya da Cebel-el Havayris derler. Dini kitaplarda ismi Nuh Tufanı ile geçer ve Ararat isminin Nuh efsanesinden geldiği belirtilir. İsa'nın doğumundan önce Ortadoğu tarihinin en geleneksel kaynağı olarak kabul edilerek Hz. Musa tarafından yazıldığı ileri sürülen "Eski Ahid" (Tevrat)'in beş kitabından ilki olan "Tekvin"de Ararat şöyle geçmektedir; "Ve gemi yedinci ayda, ayın onyedinci gününde Ararat Dağları üzerine oturdu." (bkz. 8.Bap 4.Âyet) Kur'an-ı Kerim'de ise, "Gemi, Cudi üzerine oturdu..." (bkz. Hud Suresi 44.Âyet) olarak belirtilmektedir. Sümer destanlarından dünyaca meşhur olan Gılgamış Destanı, 5000 sene önceki bir tufandan söz etmekte ve bu tufandaki geminin Nisip (Cudi) Dağı'na oturduğunu yazmaktadır. Tarih boyunca dağın çevresindeki yörede çok farklı milletler varlıklarını sürdürmüştür. Ağrı Dağı etekleri ve çevresinde yaşayan Hitit Uygarlığı'nın, İ.Ö. 1340'tan sonra Doğu Anadolu Bölgesindeki etkinliklerini yitirmeleriyle ortaya çıkan krallıklardan biri olan Hurriler İ.Ö. 1200 senesine kadar bölgede yaşamışlardır. İ.Ö. 1200-600 yılları arasında ise, ismine ilk kez İ.Ö. 13. yüzyıldan kalan Asur kaynaklarında rastlanan, Urartu'lar yerleşmiştir. Ardından Roma'lılar, Bizans'lılar, Selçuklu'lar ve Osmanlı İmparatorluğu bölgede hüküm sürmüştür.
Dağ, güneydoğu yönünde aynı kaynağın farklı bir damarı olarak 3896 metre yüksekliğe ulaşan ikinci bir volkan yaratmıştır ki bu da Küçük Ağrı olarak isimlendirilir. Yüksekliği Kaçkar ve Erciyes dağlarından sadece 20-25 metre kadar farkı olan Küçük Ağrı, yanında 5000 metreyi aşan Büyük Ağrı Dağı'na daha da görkemli bir hal verir. Meşhur seyyah Marco Polo'nun şahsi yazılarında Ağrı Dağı için "hiç bir zaman çıkılamayacak bir dağ" diye bahsedilmektedir. Bu görkemli görünüşü sebebiyle dağın çevresinde yaşayan yerli halk da, ulaşılamaz olarak görülen o zirveye bugüne kadar kimsenin ulaşabildiğine inanmamaktadır. Bu yanlış inanış halen günümüzde de devam etmektedir. Büyük ve küçük Ağrı Dağı aynı taban üzerinde yükselir ve 2512 metre yüksekliğindeki Serdarbulak Geçidi ile ayrılır. Her iki dağın toplam çevre uzunluğu 128km. olup 1,188 km2'lik bir taban üzerinde yükselir. 40 km'ye yaklaşan çaptaki dar bir alandan birden bire 5000m.yi aşan bir yükselti ve çevresinde onu kapatabilecek başka bir yüksekliğin olmaması sebebiyle zirvesine ulaşanlara çok zengin bir manzara ile göz ziyafeti yaşatır. Açık havalarda 400 km. çapında bir araziyi görebilmeniz mümkündür. 4 Ülkenin sınırlarının birleştiği bir alanda odak noktası gibi yükselen Ağrı Dağı'ndan; Van Gölü ve yöresi de dahil olmak üzere Doğu Anadolu yaylalarının büyük bir bölümünü, Gürcistan'ın Kafkas'lara değin uzanan geniş bir kesimini ve İran'ın Urumiye Gölü'ü görülebilmektedir. Ağrı Dağı'nın doruğu toktağan kar tabakası ile kaplıdır. Binlerce senelik bir tarihe sahip olan bu buzul, 300m.ye yaklaşan kalınlığı ile 5km. çapında bir genişliğe...
Read more