Ayas Sur ve Kalesi; Ortaçağdan yapılan, 7. Ve 10. Yüzyıllar arasında Araplar ve Bizanslılarla olan savaşta tamamen tahrip olan kent 11. Yüzyıldan itibaren Ayas adıyla piskoposluk merkezi olmuştur. Bu dönemde ünlü bir ticaret limanı olma özelliğini sürdüren Ayasta biri karada biride limandaki ada olmak üzere iki kale inşa edilmiştir. 1266 yılından 1337 yılına kadar defalarca memlukluların saldırısına uğramış ve tahrip edilmiştir. Sıkça yıkılıp yeniden düzenlenmiştir. Kız Kalesi (Atlas); Ayas limanına yanaşan gemilere ek hizmet binası olarak tasarlanmıştır. İtalyan mimarisi ile inşa edilmiştir. Kalenin içersinde ki salonlar ve odalarda yapılan araştırmalar sonucunda bu kalenin bir gümrük kontrol merkezi ve zahire, su sarnıcı, silah ve önemli bürokratik işlemlerin yürütüldüğü bir yer olduğu tahmin edilmektedir.
Yumurtalık Tarihi
Antik adı Aegeae (Aigaiai)’dir. Bu isim Helenistik döneme aittir ve özellikle Hipokratçı hekimlerden Rufus of Ephesus gibi antik yazarların eserlerinde geçer. Aigaiai, dönemin önemli liman şehirlerinden biriydi. Şehirde bir Asklepion (sağlık tanrısı Asklepios’a adanmış sağlık merkezi) bulunduğu da bilinmektedir.
Osmanlı da “Ayas” (Ayasos) olarak anılmıştır. Ayas, özellikle Ermeni Krallığı döneminde (11–14. yüzyıllar arasında) Kilikya Ermeni Krallığı’nın en önemli limanlarından biri haline geldi. Venedik ve Ceneviz tüccarları bu limanı aktif şekilde kullanmıştır.
Yumurtalık” , Adı bazı görüşlere göre, Yumurtalık kıyılarında bulunan çok sayıdaki kuş yuvası, kuş yumurtaları ve Caretta kaplumbağaların doğal yumurtlama alanı olduğu içinbu isme ilham vermiştir.
Yumurtalık ilçesinin kuruluşu ilçe merkezi İskenderun Körfezinin kuzeyinde M.Ö. 4. Yüzyılın son çeyreğinde Büyük İskender'in Pers İmparatoru Darius’u bugünkü İskenderun ile Dörtyol arasında kalan ovada mağlup etmesinden sonra İskender’in halefleri olan Makedonyalı komutanlar tarafından bir liman şehri olarak kurulmuştur. Kente eski Yunanca’da keçi anlamına gelen Aıks sözcüğünden türetilmiş Aigeai adının verilmesinin sebebi ise Büyük İskender’in Dara’dan bu bölgeyi aldığı savaşta Pers ordularının üzerlerine yürürken keçilerin boynuzlarına bağladığı meşalelerle büyük bir ordunun saldırdığı izlenimini vererek Persleri buradan kaçırması sonucu olduğu bir efsane olarak İskender dönemindeki tarih yazarlarınca anlatılmaktadır.
Tyanalı Apollonius (yaklaşık MS 15 – yaklaşık MS 100), şehir kültürel zirvesindeyken ilk çalışmalarını Aegeae'de yaptı.
Erken bir tarihte Hristiyanlaştırıldı ve artık bir yerleşim piskoposluğu olmamasına rağmen, Aegeae adı altında Roma Katolik Kilisesi'nin bir unvan piskoposluğu olarak kalmıştır.
Akka'nın düşüşü ve Tarsus limanının dolması Ayas'ın doğuya doğru iyi yollarının avantajıyla birlikte şehrin Yüksek Orta Çağ boyunca Batı ile Doğu arasındaki ticaretin başlıca merkezi haline gelmesine yol açtı.Ermeni kralları, çeşitli İtalyan şehir devletlerine çeşitli ticaret imtiyazları tanıyan çok sayıda antlaşma müzakere edildi.
Marco Polo, Çin'e yolculuğuna başlamak için 1271'de buraya çıktı ve onu "iyi ticaret için iyi bir şehir" olarak tanımladığı, "iç kısımlardan tüm baharatların, ipeğin, altının ve yünün bu kasabaya taşındığını" eklediği bildirildi.
Şehir, Memlükler tarafından giderek daha fazla baskı altına alındı ve 1347'de kesin olarak onların eline geçti. Doğu ile Avrupa ticaret yolları Akdeniz'den uzaklaştığında, şehir ve limanı önemini kaybetti.Daha sonra, Anadolu beyliklerinden Ramazanoğulları Beyliği tarafından yönetildi.1933’de Nahiye olan Yumurtalık, 1959‘da Adana İlinin İlçesi oldu.
1974 yılında, oyuncu ve film yönetmeni Yılmaz Güney, Yumurtalık'ta bir hakiminin ölümüyle sonuçlanan silahlı saldırı olayından sonra...
Read moreDünyadaki ilk hastanenin kurulduğu bu görkemli fakat savaşlar sonucu yıkılmış surları arasında gezerken kendinizi Peygamberimizin doğumundan öncesinde hissediyorsunuz. İskenderun limanı açılmadan öncesine kadar burdan gemilere binen seyyahlar roma'ya bile gidiyordu. Bir dönem o kadar yoğun ticaret gerçekleşiyordu ki Venedikliler burayı dönemin hükümdarın dan kiralanıyor ve buraya gelen buğdaylar, baklagiller gemiler aracılığıyla Avrupa, Mısır ve denizin ulaşabildiği sayısız limana götürüyordu. Türklerin Selçuklu Devleti zamanında burayı fethetmesiyle Osmanlı dönemine kadar bu liman işleyişine devam etmiştir. Yıkılan kale içerisine 1800 lu yıllarda iki katlı liman kontrol binası kurulup gerekli denetim ve vergi alımı gerçekleşiyordu. Cumhuriyetin ilanindan sonra İskenderun limanı kurulmasıyla bu bina işlevini yitirmiş ve sırasıyla otel, eğlence mekanı, fetö terör örgütünün öğrenci yurdu ve plajdaki mevsimlik çadırların yasaklanmasıyla şuan günümüzde hostel olarak hizmet vermektedir. Ayrıca kale içerisine yapılan diğer yapı cumhuriyet dönemi 1950 yıllarda hala faliyette olan...
Read moreAigea (Ayas-Yumurtalık), kuzeyinde M.Ö. 4. yüzyılın son çeyreğinde Büyük İskender’in Pers İmparatoru Dara’yı bugünkü İskenderun ile Dörtyol arasında kalan ovada yenmesinden sonra Büyük İskender’in halefleri olan Makedonyalı komutanlar tarafından bir liman şehri olarak kurulmuştur. Ayas kenti, Memluklular, Venedikliler ve Cenovalılar arasında el değiştirmiştir. 1374 yılında Ayas Ermeni Krallığının elinden Memlukların eline geçmiş sonra da 1517 yılında Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi ile de Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altına girmiştir. Kentin ayakta kalan eserleri, Ayas Kalesi, Süleyman Kulesi ve Marko Polo İskelesi'dir. Asklepieion adı verilen Helenistik döneme ait hastane-tapınak kalıntılarıyla da ünlü olan kenti, Marko Polo, doğuya yaptığı geziler sırasında iki kez ziyaret etmiştir. Kentin hemen yanındaki adada da sur kalıntıları...
Read more