Allâh adın zikredelim evvelâ Vâcib oldur cümle işte her kulâ
Allah adın her kim ol evvel anâ[1] Her işi âsân eder Allah anâ[2]
Allah adı olsa her işin önü Herkiz ebter olmaya ânın sonu[3]
Her nefeste Allah adın di müdâm[4] Allah adıyla olur her iş tamam
Bir kez Allah dese aşk ile lisân Dökülür cümle günah misl-i hazân[5]
İsm-i Pâkin pâk olur zikreyleyen Her murâda erişir Allah diyen
Aşk ile gel imdi Allah diyelim Derd ile göz yaş ile âh idelim.
Ola kim rahmet kıla ol Pâdişah[6] Ol Kerîm ü ol Rahîm ü ol ilâh
Birdir ol birliğine şek yokdurur[7] Gerçi yanlış söyleyenler çokdurur[8]
Cümle âlem yok iken ol vâr idi Yaratılmıştan Ganî Cebbâr idi.
Vâr iken ol yok idi ins ü melek Arş ü ferş ü ay ü gün hem nuh-felek[9]
Sun’ ile bunları ol vâr eyledi Birliğine cümle ikrâr eyledi[10]
Ol dedi bir kerre var oldu cihân Olma derse mahv olur ol dem hemân
Bâri ne hâcet kılavuz sözü çok Birdir Allah andan artık Tanrı yok[11]
Haşre dek ger denilirse bu kelâm Nice haşr ola bu olmaya tamâm[12]
Ger dilersiz bulasız oddan necât Aşk ile derd ile edin es-salât[13]
Esselâtü vesselamü Aleyke yâ Resûlallah Esselâtü vesselamü Aleyke yâ Habîballah Esselâtü vesselamü Aleyke yâ Nuru Arşillah
Ey azîzler işte başlarız söze Bir vasiyyet kılarız illâ size
Ol vasiyyet kim derim her kim tuta Misk gibi kokusu canlarda tüte.
Hakk Teâlâ rahmet eyleye anâ Kim beni ol bir duâ ile ana,
Her kim diler bu duâda buluna, Fâtiha ihsân ede Süleyman kuluna,
{ Lillâhil Fâtiha Maas-Salavât }
[1] Anâ: Anarsa, derse, söylerse. [2] Âsân: Kolay kılar, kolaylaştırır. [3] Onun asla sonu kesik olmaz. [4] Müdâm: Devamlı [5] Bütün günahlar sonbahar yaprakları gibi dökülür. [6] Ol pâdişah: o Allah [7] Şek yokdurur: Şüphe yoktur. [8] Çokdurur: Çoktur. [9] Arş: Alemin tasavvur edilemeyen en yüksek noktası. O (Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellem) var iken İnsan, Melek, Yer Gök, Ay Gün, hemde Dokuz Gezegen yoktu. [10] Sun’ : Yaratmak. [11] Sözü fazla uzatmaya gerek yok, Allâh birdir ondan başka tanrı yoktur. Kılavuz: Kılalım [12] Bu söz eğer haşre kadar söylense birçok haşr tamam olur bu tamam olmaz. [13] Eğer cehennemden kurtulmak istiyorsanız aşk ile dert ile Peygamberimize selat-ü...
Read moreBursa’da, Altıparmak’tan Çekirge’ye doğru ilerlerken sol tarafta yer alan Süleyman Çelebi Türbesi, herkesin bildiği gibi meşhur mevlid yazarıdır. Süleyman Çelebi, Sultan I. Murad Döneminin ( 1362-1389 ) ünlü veziri Ahmed Paşa’nın oğlu ve şeyh Mahmud’u torunudur. Mutasavvıf ve şair olan Süleyman Çelebi 1422 yılında vefat etmiştir. Bursa’da zamanın önemli alimlerinden ilim tahsil etmiştir. Sultan Yıldırım Bayezid zamanında Divan-ı Hümayun imamı, sonra da Bursa’da onun inşa ettirdiği Ulu Cami‘nin imamı olmuştur. Türk dünyasının en tanınmış Mevlid’inin yazarı olan Süleyman Çelebi “Vesiletü’n Necat” Kurtuluş Yolu adını verdiği bu meşhur eserini Bursa’da 1409 yılında tamamlamıştır.
Vefatından sonra Yoğurtlu Baba Zaviyesiyakınlarında gömülen Süleyman Çelebi’nin mezarı 1945-1952 yılları arasında valilik yapan Haşim İşcan tarafından açılan bir yarışma ile “Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu”nun da katkılarıyla yaptırılmıştır.Mermer sandukanın üstü Bursa kemeri ve sivri kemerlerle birbirine bağlanan sekiz ayaklı, baldaken planlı bir açık türbe ile örtülmüştür. Tavan geometrik geçme motiflerle bezenmiştir.
Süleyman Çelebi Türbesi hakkında kitabi bilgileri verdikten sonra biraz da kendi yorumumuzu katalım, türbenin bulunduğu yer ve fotoğraflardan da görüleceği gibi ferah ve geniş. Sanduka çevresi çok sayıda ve olgun ağaçlarla süslü. Şimdiki zamana göre önünde evler olsa da, eski zamanları hayal edersek Bursa Ovasını tepeden gören oldukça güzel bir yerde olduğunu söyleyebilirim.
Süleyman Çelebi Türbesi girişinde yer alan mermer taş blokta yazılanlar aynen şöyledir; ” Allah Adın Zikredelim Evvela Vaciboldur Cümle İşde Her Kula “
Hak Ta Ala Cün Yarattı Ademi
Kıldı Ademle Müzeyyen Alemi
Dedi Gördüm Ol Habibin Anesi
Bir Aceb Nur Kim Güneş Pervanesi
Bir Huruf-u Savt-ü Lafz Ol Padişah
Mustafa Ya Söyledi Bi İstibah
Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu’nun delaletiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bursa İl Belediye Meclisleri ve Halkı ile bütün Türkiye’nin hayırsever evlatları mevlidi yazan Süleyman Çelebi’ye bu türbeyi 1952 yılında hediye etmekle...
Read moreBursa, procedendo da Altıparmak verso Çekirge, sulla sinistra si trova il Mausoleo di Süleyman Çelebi, noto a tutti come l’autore del celebre mevlid (poema religioso dedicato alla nascita del Profeta Maometto). Süleyman Çelebi era figlio del famoso visir Ahmed Paşa, che servì durante il regno del Sultano Murad I (1362–1389), e nipote dello sheikh Mahmud. Mistico e poeta, Süleyman Çelebi morì nel 1422. Studiò a Bursa sotto la guida di importanti studiosi dell’epoca. Durante il regno di Yıldırım Bayezid, fu imam del Divan-ı Hümayun (consiglio imperiale) e in seguito divenne imam della Grande Moschea (Ulu Cami) di Bursa, fatta costruire dallo stesso sultano.
È l'autore del mevlid più celebre del mondo turco: Vesiletü’n Necat ("La via della salvezza"), completato a Bursa nel 1409. Dopo la sua morte fu sepolto nei pressi del convento Yoğurtlu Baba. La sua tomba, grazie a un concorso indetto durante il governatorato di Haşim İşcan (1945–1952) e con il contributo dell’“Associazione per la tutela delle antichità di Bursa”, fu trasformata in un mausoleo.
Sopra la cassa in marmo si trova una struttura aperta a pianta baldacchino, sorretta da otto colonne collegate tra loro da archi a sesto acuto e archi tipici di Bursa. Il soffitto è decorato con motivi geometrici intrecciati.
Aggiungendo un’osservazione personale alle informazioni storiche, si può dire che il luogo in cui sorge il mausoleo è arioso e ampio, come si nota anche dalle foto. L’area intorno alla tomba è adornata da numerosi alberi maturi. Sebbene oggi ci siano case di fronte, immaginando i tempi antichi, si può affermare che si trovava in una posizione davvero suggestiva con vista sulla pianura di Bursa.
Sul blocco di marmo all’ingresso del Mausoleo di Süleyman Çelebi è inciso quanto segue:
"Iniziamo col nominare il nome di Allah, è dovere per ogni servo in...
Read more