müdavimi olacağımı sandığım kahve dükkanı. her zamankinden diyerek sipariş vereceğim mekan. dün bir süredir görüşemediğim bir arkadaşımla buluştuk. sakin bir yere gidip arayı kapatmak istiyorduk. arkadaşım kahve delisi olduğu için, bu mekanı bir deneyelim dedim. zaten sözüm vardı. öncelikle mekan çok ferah, geniş tavanı, pofuduk koltukları, kocaman kahve resimleriyle çok uğraşıldığı her halinden belli. daha önce fotograflarını görmüştüm, ama içerisi fotoğraflardan çok daha güzel. basık ve hadi için de gidin havası kesinlikle yok. biz de hakkını vererek oturduk zaten. tezgahın üstünde gerçekten bir laboratuvar havasında. aletlerin hiç biri süs olarak durmuyor, hepsi farklı kahve yapımında kullanılıyor. birlikte gittiğim arkadaşım çok heyecan yaptı, starbucks'ın yanık kahvelerinden bıkıp taze kahve bulabilmek için ingiltereden şipariş vermek zorunda kaldıklarını, arada kargonun kaybolduğunu, artık elinin altında böyle bir yer olduğu için çok hevesliydi. benim için ise arkadaşımın hamile oluşu ve bu mekanda kahve içmeden nasıl dayanabileceği bir merak konusuydu. bu kadar kahve seven bir insan var, ve 6 aydır ağzına kahve koymamış, her yer buram buram taze kahve kokuyor. bir ara arkadaşıma eziyet ettiğimi bile düşündüm. çözümü mekanın sahibi tuğrul bey buldu. kafeinsiz kahve ve bol sütle öyle şeyler yarattı ki, ben de sakince aynısından istiyorum dedim. kahveler ne kadar çeşitliyse, yiyecek kısmı da o kadar kısır geldi bana. ben çeşit olayını severim. tuzlu olarak salata, tuzlu çörek ve sandvic dışında bir şey yok. tatlılar daha çeşitli, ama yine akla gelen ilk tatlılar var.tiramisu çok severim, tiramisu tatlılar arasında yerini almıştı. kahve dükkanında cevizli baklava veya mantı beklemiyordum. tabi ki, mekanda bulunan yiyeceklerin kahve yanına tüketilebilecek gayet uygun yiyecekler olduğunu düşündüm. kalkmamıza yakın öğrendiğim şey ise bir işletmenin müşterisine nasıl değer verdiğini görmeme neden oldu. benim sandvic diyip geçtiğim tuzluların ekmeğini tuğrul bey kendi yapıyormuş. her mekanın yaptığı gibi bir ekmek firmasıyla anlaşıp kolaya kaçmamış. kendisinin yapmadığı bir çöreğin hamuru almanyadan geliyor burada pişiriliyormuş. kısaca coffee lab'da görünen en basit şeyden en karmaşık şeye kadar özenilmiş, her aşamada müşteri düşünülüyor. biz de dün akşam bir güzel keyfini sürdük. bundan sonra da keyif yapmaya giderim.
nasıl gideriz diyenler için; kızılaydan giden çiğdem dolmuşları tam önünde indiriyor. mhp genel merkezine gelmeden bayraktar iş...
Read moreEskisine göre oldukça köhne durumda. Bildiğim kadarıyla burası ilk şubeleri ve neredeyse on yıldır arada gelirim. En başta Ankara'nın en iyi kahvecilerinden iken çok sayıda şube açtıktan sonra burayla ilgilenmeyi bıraktılar ve hem kahve kalitesi, hem mekanın atmosferinin güzelliği gitgide kötüleşti.
Üstüne bir de kahve kavurma makineleri mekanın yarısını işgal edince iyice tatsız bir yer haline gelmeye başladı. Açıkta kahve taşıma aletleri, ölçüm tezgahları, ıvır zıvır duruyor. Bu yüzden mekan daha çok sanayi sitesine benzemeye başladı. Ciddi bir tadilata ihtiyacı var hem eskiyip köhneleşen mimarisi yenilenmeli hem de üretim kısmı daha göze hitap eder hale gelmeli. Ancak anladığım kadarıyla sahipleri bu şubeyi artık pek umursamıyor.
ekim 2023 güncellemesi: mekan artık ciddi anlamda döküntü haline gelmiş durumda. Hızlıca bir iki fotoğraf çektim ordan da görülebilir. Lütfen iyi bir tadilat yapın buraya, sevdiğim bir mekanın böyle çürümesine gönlüm...
Read moreİşverenleri Tuğrul isminde bir zat-ı muhterem Kahveden, Baristalıktan ve İşletmecilikten bir toz zerresi kadar da olsa anladığı sanmıyorum sözde 22 yıllık baristayım diyor ! kendisi kaç yaşına gelmiş müşteriyle daha konuşmayı öğrenememiş !!!!! çalışanlarıda öyle hepsi somurtkanlar şahısla diyaloğum "sayın savcı beyin" ısrarı üzerine mekana gelmemle başladı çalışanları yemekteymiş indi aşağı kahvelerimizi yapmaya italyan kültürünü şahsım adına iyi biliyorum sorun şurada "tereciye tere satmak" italyan kahvelerini bana anlatmaya çalışıyor kendiside birşey bilmiyor denemek amacıyla "Moka Potu" demlemeyi soruyorum bakalım bana ne diyecek ne dese beğenirsiniz "Caffe Mocha"yı anlatıyor. Bana "Biliyorum onu şu kakao tozuyla yapılan kahve bizim menümüzdede var ne olmuş ona" artık birşey demiyorum bir "Şerif Başaran" dolamış diline hem kahvemi hemde makine mi? Ondan alıyorum diyor sanki ondan ürün alınca ne...
Read more