Genelde Doğu Hristiyanlığında kiliselerin aziz ve azizelerin isimleri ile takdis edilmelerine karşın, İstanbul Başpiskoposluğuna bağlı olan Aya Triada/Hagia Trias Kilisesi adı, Rumcada "kutsal üçleme" yani daha yaygın olarak kullanıldığı şekilde "teslis" anlamına gelmektedir.
Her ne kadar halk arasında "Aya Triada" olarak bilinse de kilise terminolojisinde "Hagia Trias" olarak isimlendirilen ve İstanbul'un en büyük ve görkemli kiliselerinden biri olan bu yapının, Taksim Meydanı'ndan görkemli bir görünümü vardır.
İstiklal Caddesi, Sıraselviler Caddesi ile Meşelik Sokağı'nın çevrelediği üçgen alan içinde kalan, büyük bir bahçe içinde bulunan yapı, cadde zemininden yüksek bir platform üzerine inşa edilmiştir. 1926-27 tarihli Pervititch Haritası'nda Kâtip Çelebi Sokağı olarak belirtilen günümüz Meşelik Sokağı, anlaşılan adı sıkça değiştirilen sokaklarımızdan biridir. Çünkü 1882 tarihli Cervati Haritası'nda bu sokağın adı Rum Mezaristanı Sokağı olarak kayıtlıdır.
1870 Büyük Beyoğlu Yangını'nm etkilediği alanları gösteren 24 Mayıs-5 Haziran 1870 tarihli haritada bugünkü kilisenin bulunduğu arazi, içinde küçük bir kilisenin (Aya Yeoryios) bulunduğu, geçmişi XVII. yüzyıla kadar uzanan büyükçe bir mezarlık olarak görülmektedir. Taksim civarında faaliyet gösteren Aya Mina Cemiyeti tarafından 1862'de inşa edilen bu küçük kilisenin ahşap olduğu bilinmektedir. Anlaşılan daha önceleri Rum cemaatine ait olan mezarlık üzerine önce Aya Triada, kısa süre sonra da Zapiyon Rum Lisesi inşa edilmiştir.
Genelde Doğu Hristiyanlığında kiliselerin aziz ve azizelerin isimleri ile takdis edilmelerine karşın, İstanbul Başpiskoposluğu'na bağlı olan Aya Triada/Hagia Trias Kilisesi adı Rumcada "kutsal üçleme" yani daha yaygın olarak kullanıldığı şekilde "teslis" anlamına gelmektedir.
Aya Triada'nm bulunduğu geniş bahçeye Meşelik Sokağı üzerindeki iki ana kapıdan girilmekte olup, bu girişlerin yanı sıra Sıraselviler Caddesi'ne bağlantıyı sağlayan merdivenli küçük bir giriş daha bulunmaktadır.
Haçvari planlı, kubbeli ve giriş cephesinin her iki yanında dört katlı simetrik çan kuleleri bulunan yapı, dönemine göre oldukça modern bir mimari çözümleme içerir. Sultan Abdülaziz (1861-76) döneminde verilen izinle yapımına başlanan bu yapının kurşun kaplı büyük kubbesi, Tanzimat sonrasında gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarına tanınan hakların bir göstergesi olarak kabul edilmelidir. Nartekste kuzeydeki köşe mekânına giriş kapısı üzerindeki kitabeden kilisenin Patrik VI. Grigorios (1867-71) döneminde, 13 Nisan 1867 tarihinde temelinin atıldığını ve Patrik III. İoakim (1878-84) döneminde Kutsal Haç Yortusu olan 14 Eylül 1880 Pazar günü ibadete açıldığını öğreniriz. Kilise günü, Paskalya Yortusu'ndan elli gün sonrasını izleyen pazartesi günü olarak kabul edilmiştir.
Yapının ilk etütlerinin mimar Potessaroya ait olduğu ileri sürülür. Daha sonra Vasilaki İoannidis Efendi inşaatı sürdürür. Buna karşın Mustafa Cezar, yapının mimarı olarak Kampanaki adını vermektedir. Yaklaşık on üç yıl gibi uzun bir sürede inşa edilen yapı içindeki İsa Peygamber, Meryem ve diğer azizlere ait tasvirlerin ressam Sakellarios Megaklis, mermer süslemelerin ise Aleksandros Krikelis tarafından yapıldığı bilinmektedir.
Kilisenin avlusunda, demir parmaklıkla ayrılmış bir Rum ilkokulunun yanı sıra, kiliseye ait lojman ve idari binalar ile kilisenin sağ tarafında Aya Yorgi'ye ithaf edilmiş bir de ayazma bulunmaktadır.
Bu civarda bulunan ve faaliyet gösteren Aya Mina Cemiyeti, oradaki mezarlıkta küçük bir kilise inşa etmek için 1860 senesinde harekete geçmiştir. 1862'de Aya Yorgi adına takdis edilen küçük ahşap bir kilise yapılmıştır. Daha sonraları bu kiliseciğin yerine Zapyon Kız Lisesi inşa edilmiştir.
Bugün bölge sakinlerinin ve civarda gezinenlerin büyük kilise, kuleli kilise veya kubbeli kilise olarak adlandırdıkları, Aya Triada Kilisesi, gotik mimarisiyle dikkat çekici, heybetli ve estetik açıdan etkileyici...
Read moreI visited with a Turkish friend who has lived all his life in Istanbul. It was a first time visit for both of us and we were kicking ourselves why we have never entered this jewel before. From Sıraselviler Cd. the entrance is blocked by trash from the shops, and the church looks abandoned. The entrance is in the side street (Meşelik Sk.) which is reached via either Sıraselviler Cd. or İstiklal Cd. Entrance to the church is free and no advance ticket or reservation is needed. The church is very impressive and well kept. There is a typical light odor of incense as you enter the main church, a smell that always conjures up a sense of nostalgia and authenticity. Admire the preserved paintings on the columns and gaze up at the incredible ceiling of the main dome. I would like to visit again in summer when I can imagine the sunlight gleaming through the colored stained glass windows. As we exited the church a bell was being tolled. Strange in all these years I have never heard the church bell before, but maybe with all the hustle and bustle from Taksim, the bell is not audible from the streets (in contrast to the ezan which can be heard for miles around). I am not religious by any means, but I always marvel at the architect and peace that can be found within...
Read moreAya Triada Kilisesi Ayvalık Kent Merkezi’nde, 1846 Yılı’nda inşa edilmiş 19. Yüzyıl ahşap konstrüksiyonlu Rum Ortodoks Kilisesi’dir. Ayvalık Tarihi Dokusu’nda yer alan aynı döneme ait kiliselerin plan şeması, narteks biçimi ve apsis sayısı dikkate alınarak yapılan sınıflamada tek apsisli, bazilikal plan şemalı ve L formlu nartekse sahip bir kilisedir. Apsis ekseni yola ve kıyıya diktir. 18. ve 19. Yüzyıllarda Ayvalık’ta etkili olan Neo- klasik üslupta ve yöresel malzemeler kullanılarak yöresel yapım tekniğiyle inşa edilen yapı, Batı Anadolu’ya ait kilise mimarisinin oluşmasına katkı sağlayan kiliselerden biri olup Batı Anadolu’daki Rum Ortodoks kiliselerinin son temsilcilerindendir. Ayrıca inşa edildiği dönemin ahşap sanatını günümüzde belgeleyen işçilikli ahşapla kaplı düz tavanı bakımından Ayvalık kent merkezindeki kiliseler arasında tek örnektir. Alt katı düzgün kesme taşlardan yığma teknikle üst katı bağdadi teknikle inşa edilmiş Neo-klasik üsluplu cephelerde kapı ve pencere boşlukları ile simetri ve proporsiyon oluşturulduğu gözlenir. Ancak kilise mübadeleden sonra korunamamış duyulan ihtiyaç nedeniyle önce bir süre cami olarak işlevlendirilmek üzere kapatılan bazı pencereler ve avludan bemaya ulaşımı sağlayan kapı ile cephenin özgün konumunun bozulmasının başlangıcı olmuştur. Daha sonra tekel tütün deposu olarak işlevlendirilmek üzere Tekel Müdürlüğü’ne tahsis edildiğinde depolanacak tütünlerin bozulmaması için naosun özgün taban döşemesi ahşapla kaplanmış ve naos sonradan oluşturulan ahşap döşemeli bir ara kat ile iki katlı hale getirilerek cami olarak işlev gördüğü dönemde özgün konumu bozulan cephelere iç mekanın da özgün konumunun yitirilmesi eklenmiştir. Daha sonra Tekel Müdürlüğü tarafından boşaltılan kilisenin özgününde orta nefinin tavanına uzun zincirler ile asılı duran anka kuşunun kaçakçılar tarafından yerinden alınmak istenmesi nedeniyle ahşap tavan zorlanmış ve iç mekana çökmesine neden olunmuştur. Bu süreçten itibaren doğanın olumsuz şartlarına uzun süre maruz kalan iç mekanın ahşap konstrüksiyonu, ahşap tavan işlemeleri ve alçı kaplamalı duvar yüzeyleri hasar görmüş ve devam eden bakımsızlık nedeniyle locanın bağdadi duvarları ve tavanı tamamen yıkılmıştır. Ayrıca kilise apsis duvarında yer alan haç motifi işli taş ile alfa ve omega harfi işli taşın bulunması ve bu iki taşın kaçakçılar tarafından alınmak istenmesi nedeniyle apsis duvarı tamamen yıkılarak apsis nişi günümüzde dışarıdan iç mekana girilebilen bir boşluk konumundadır. Günümüzde Ayvalık Belediye Başkanlığına tahsisli olan kilise müdahale edilmezse hızla yok olmak üzeredir. Bu kültür mirasının özgün yapısının bozulmaması ve ait olduğu kültüre zarar verilmemesi dikkate alınarak Ayvalık Kenti’nin de ihtiyaç duyduğu bir işleve kavuşturularak korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması toplumsal ve kültürel...
Read more