Sultan Ahmet Meydanına geldiğinizde etrafı demir parmaklıklarla çevrili bu alanı merak edenler için ...
İmparator II. Theodosius’un baş mabeyincisi (praepositus sacri cubiculi), eğitmeni ve saray nazırı (cubicularius), soyluluğunu belirten “Patricius” ünvanına sahip, Pers kökenli Antiochos tarafından 414-433 yılları arasında inşa ettirilen saraydır. Bugün İbrahim Paşa Sarayı, Eski İstanbul Adliyesi ve Firuz Ağa Camii arasında kalan, Mehmet Akif Ersoy Parkı olarak adlandırılan alanda bulunur. Günümüze kadar ayakta kalamamış olan yapının bazı duvar kalıntılarına park ve Eski Adliye Binası’nın bahçesi içerisinde rastlamak mümkündür. Park içerisindeki kalıntıların bir kısmı Antiochos Sarayı’na ait olmakla birlikte daha kuzeyde olan kalıntılar yine 5. yüzyılda, II. Theodosius’un mabeyincisi Lausos tarafından inşa ettirilen saraya aittir. Tesadüf o ki; Osmanlı döneminde hanedan dışında saray sahibi tek kişi olan İbrahim Paşa gibi ondan yaklaşık bin yıl önce yaşamış olan Doğu Roma’nın hanedan dışı soyluları da saraylarını aynı alana inşa ettirmişlerdir. yüzyılda kiliseye çevrilirken büyük değişiklikler ve eklentiler yapılan yapı 8. yüzyıldaki ikonoklazm sırasında silah ve gübre deposu gibi din dışı amaçlarla kullanılmıştır. Hatta söylencelere göre İmparator III. Leo İsauryalı (717–741) ya da oğlu V. Konstantin (741–775) Azize Eufemia’ya ait kemiklerin denize atılmalarını emretmiş, ancak bir hikayeye göre kemikler iki dindar kardeş tarafından Limni Adası’na kaçırılarak kurtarılmış, bir başka hikayeye göre ise denize atılan tabutu ve içindeki kemikleri Limni Adası’ndaki balıkçılar bulmuştur. 796 yılında da azizenin kemikleri İmparatoriçe İrene (797–802) tarafından geri getirilmiştir. Azize Eufemia’ya ait olduğuna inanılan bu kemikler bugün Fener Rum Patrikhanesi’ne ait Hagios Georgios Kilisesi’nde Rusya’da yapılıp armağan olarak gönderilen bir tabutun içinde...
Read moreВдоль трамвайной остановки Султанахмет протянулся небольшой парк имени Мехмет Акифа Эрсоя, в котором на лавочках отдыхают толпы туристов. И протянулись эти лавочки между старинными руинами, и мало кто знает, что это останки некогда великолепного дворца Антиоха.
Антиох был евнухом, который прибыл в Константинополь из Ирана по соглашению о дружбе между императором Аркадием и Персидским шахом Ездигердом I, чтобы заботиться о наследнике престола Феодосии II (в период правления именно этого императора были построены знаменитые оборонительные стены Константинополя, протянувшиеся от Мраморного моря до залива Золотой Рог).
Поначалу Антиох был управляющим при дворе и наставником молодого Феодосия II (408-450 гг правления), а затем его назначили препозитом (то есть, чиновником по-нашему). Постепенно могущество евнуха достигло невероятных масштабов. О нём говорили: «Может Антиох всё, что хочет». И доказательством этих слов выступают останки его дворца.
Дворец был поистине огромен – шестиугольное здание с пятью глубокими полукруглыми апсидами и круглыми залами между ними. Теперь это территория всего парка и ещё дальше за забором реставрируют его части. В те времена главный вход во дворец находился со стороны ипподрома (одной из главных достопримечательностей древнего Константинополя), то есть место было реально крутое (за ипподромом уже начинался Большой дворец, в котором жили императоры).
В ходе раскопок была найдена монограмма Антиоха, из которой следует, что дворец был построен в 429 г.
Но власть евнуха оказалась недолгой. Всего через 10 лет он лишился всего, был сослан, а его дворец перешел к императрице Пульхерии, которая расширила его ещё больше.
При невыясненных обстоятельствах дворец был разрушен, и в начале VII века здесь появилась церковь...
Read moreİmparator II. Theodosius'un baş mabeyincisi (praepositus sacri cubiculi), eğitmeni ve saray nazırı (cubicularius), soyluluğunu belirten "Patricius" ünvanına sahip, Pers kökenli Antiochos tarafından 414-433 yılları arasında inşa ettirilen saraydır. Bugün İbrahim Paşa Sarayı, Eski İstanbul Adliyesi ve Firuz Ağa Camii arasında kalan, Mehmet Akif Ersoy Parkı olarak adlandırılan alanda bulunur. Günümüze kadar ayakta kalamamış olan yapının bazı duvar kalıntılarına park ve Eski Adliye Binası'nın bahçesi içerisinde rastlamak mümkündür.
Saray 7. yüzyılda martiriona (mezar şapeli) dönüştürülerek Azize Eufemia'ya atfedilmiştir. Azize Eufemia, Hıristiyanlığı kabul ederek bir pagan ayinine katılmayı reddettiği için o dönem halen pagan olan Romalılar tarafından 16 Eylül 303 günü ağır işkencelerle öldürülmüş bir kadındı. Azize Eufemia hakkında anlatılan bir efsaneye göre;
325 yılında toplanan İznik (Nicaenum) Konsülü'nde Kilise ve Tanrı ile İsa arasındaki baba-oğul ilişkisini reddeden Libya kökenli Arius isimli din adamının destekçileri karşı karşıya gelince Hıristiyanlık içinde büyük bir fikri ayrılık ortaya çıkmıştır, meselenin çözümü içinse o dönem ölmüş olan Azize Eufemia'nın naaşından medet umulmuştur. Kilise'nin resmi görüşü ve Ariusçuların sapkınlık olarak görülen görüşleri birer kağıda yazılarak Azize Eufemia'nın lahtinin içine bırakılmış. Bir hafta sonra lahit tekrar açıldığında resmi görüşlerin yazılı olduğu kağıdın azizenin kalbinin üzerinde, Ariusçu görüşlerin yazılı olduğu kağıdın ise azizenin ayaklarının dibinde olduğu görülmüş böylece Ariusçu görüşlerin yanlışlığı yapılan "deney" ile de ortaya...
Read more